TÜRK KÜLTÜR DİLİNDE ŞİİR İLE MUSİKİNİN BİRLİKTELİĞİ

Yrd. Doç. Dr. Serdar UĞURLU
Türkiye – Bolu, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi e-posta: sugurlu@ibu.edu.tr

ÖZET

Türk kültür dilinin tarihi gelişimine dikkat edilecek olursa, şiir ile musikinin birlikteliğinin Şaman denilen dini-mistik tiplerin törenleriyle başladığı görülecektir. Takip edebildiğimiz kadarıyla yirmi dört asır önce başlayan bu birlikteliğe Şamanlara ait rakslar da eşlik etmiştir. Şamanlar bu bağlamda Türk kültür tarihinin en eski ve ilk şairleri, musikişinasları ve halk sanatkârlarıdırlar. İslamiyet ile birlikte Şaman tipinin yanında Kam denilen sanatkâr tiplerin de ortaya çıktığını görebilmekteyiz. Her ne kadar bu dönemde, Şamanlar ve Kamlar tarafından icra edilen törenler, çeşitli dini-mistik ve büyüsel inanmalar kaynaklı olsa da kültür tarihimizdeki şiir ile musikinin ilk birlikteliğini oluşturmaları bakımından önemlidir. Şiirin, musikinin ve raksın bir arada icra edildiği bu dönemi, Türklerin İslamiyet’i kabul etmeye başladığı asır olan onuncu asra kadar taşıyabilmekteyiz. İslam dininin Türk kültür ve dil hayatına egemen olmaya başlaması ise Şaman ve Kam denilen sanatkârların oluşturduğu geleneğe ve icra ettikleri sanata sekte vurmuştur. Bu tarihten itibaren Türk toplulukları arasında iş bölümünün ve meslek kollarının sayısının artması, Şamanların ve İslam sonrası Kamların törenlerindeki şiir, musiki ve raksın birlikteliğine son vermiştir. Şiir ile musiki bu birliktelikten ayrılarak raksın dışında ayrıca bir bütün vücuda getirmiştir. İslam dininin hâkimiyetinin Türkler arasında giderek artması, bu ayrılığı ayrıca dil anlamında da derinleştirmiştir. Bu nedenle Gazneli ve Selçuklu saraylarında XI. asırdan itibaren Şaman, Kam ve Ozanların yerini Arap ve Fars dili ve kültürü kökeninden yetişen Kasideciler almaya başlamıştır. İslam sonrası özellikle XIII. asırdan itibaren, Türkler arasında Mevlevilik ve Alevi-Bektaşilik gibi Arap ve Fars kaynaklı tasavvufi tarikatların sayılarının artması sonucu, şiir ile musikinin birlikteliğinin daha farklı bir mecraya sürüklenerek devam ettiği görülür. Geleneksel halk dili ve kültürüyle sürdürülen ozanlık geleneği yerini dini-tasavvufi kültürden vücuda gelmiş olan şiir ve musiki diline terk etmiştir. Mevlevilik geleneği çerçevesinde bir araya gelen şiir ve musikiye yine Mevlevilik adabına uygun olarak ortaya çıkan “Mevlevi Sema Töreni” eşlik ederken; Alevi-Bektaşi geleneği çerçevesinde ise şiir ve musikiye “Alevi-Bektaşi Semah Töreni” eşlik etmiştir. XVI. Asırdan itibaren ise tasavvufi akımların etkilerinin azalması sonucunda, Âşıklık Geleneği dediğimiz gelenek çerçevesinde din dışı konularda yazdıkları şiirlerini sazları eşliğinde icra eden saz şairleri yetişmiştir.

Anahtar Kelimeler: Şiir, Musiki, Raks, Mevlevilik, Bektaşilik, Şaman

hikmet23_serdar_ugurlu

This post is also available in: İngilizce